Psikolog seçerken nelere dikkat etmeli?

Özlem Serpen · Klinik Psikolog · Yayın tarihi: 11 Ekim 2026 · 4 dakikalık okumaKapak fotoğrafı: Unsplash
Bahçe manzaralı bir pencerenin önünde rahat bir koltuk

Kısa cevap

Psikolog seçerken önce unvanı ve eğitimi kontrol etmek gerekir: psikoterapi için psikoloji lisansının ardından klinik psikoloji yüksek lisansı ya da doktorası beklenir. Ardından terapistin hangi yaklaşımla çalıştığına, sizi dinlendiğinizi hissettirip hissettirmediğine ve etik sınırlara özen gösterip göstermediğine bakın. Kesin sonuç sözü vermek bir uyarı işaretidir; konum, saat ve bütçe gibi pratik uyum da önemlidir.

Unvan ve eğitim

Türkiye'de “psikolog” unvanı, psikoloji lisansını tamamlamış kişileri tanımlar. Psikoterapi ise bunun ötesinde bir klinik eğitim gerektirir. Sağlık Bakanlığı'nın meslek tanımlarında klinik psikolog unvanı, psikoloji lisansının üzerine klinik psikoloji alanında lisansüstü eğitime bağlanır.

Görüşmeye başlamadan önce terapistin hangi üniversitelerden mezun olduğunu, klinik eğitimini nerede aldığını sormak yerindedir. Diplomasını görmek istemek de bir güvensizlik ifadesi sayılmaz. Yalnızca unvana değil, unvanın arkasındaki eğitime bakmak daha açıklayıcıdır.

Unvanlar sosyal medyada ya da tanıtım metinlerinde farklı biçimlerde kullanılabilir. Bir unvan gördüğünüzde onun hangi eğitime karşılık geldiğini sormak, kafa karışıklığını gidermenin sade bir yoludur.

Kullandığı yaklaşımlarda aldığı eğitimin süresini ve süpervizyon içerip içermediğini sormak da işe yarar. Süpervizyon, terapistin çalışmasını daha deneyimli bir meslektaşıyla düzenli olarak gözden geçirmesidir. Bir yaklaşımın eğitimi, çoğu zaman kuramsal derslerin yanında uzun süreli uygulama ve bu tür bir eşlik içerir.

Çalışma yaklaşımı

Psikanalitik, bilişsel davranışçı, sistemik ya da başka yaklaşımlar insanın zorluklarına farklı yerlerden bakar. Biri belirtinin altındaki ilişki örüntülerine odaklanırken, bir diğeri belirli düşünce ve davranışlarla yapılandırılmış biçimde çalışır. Hiçbiri herkes için tek doğru değildir.

Terapiste “Nasıl çalışıyorsunuz, benim yaşadıklarımla nasıl bir süreç öngörüyorsunuz?” diye sorabilirsiniz. Bunu anlayabileceğiniz bir dille açıklaması, sürecin nasıl ilerleyebileceğine ve neyin hedefleneceğine dair genel bir çerçeve çizmesi beklenir. Teknik terimlerle dolu ama sizinle bağ kurmayan bir anlatım, aklınızda soru bırakabilir.

Bazı terapistler tek bir yaklaşımla, bazıları ise birden fazla yaklaşımın araçlarını bir arada kullanarak çalışır. Belirleyici olan, terapistin ne yaptığını ve neden yaptığını size açıklayabilmesidir. Yaşadığınız zorluk için hangi yöntemlerin araştırmalarla desteklendiğini sormak da yerinde bir sorudur.

Örneğin belirli durumlarda gelen panik ataklar için yapılandırılmış bir çalışma, ilişkilerde tekrar eden bir boşluk hissi için ise daha uzun soluklu bir psikoterapi önerilebilir. Önerinin gerekçesini anlamak, süreci sahiplenmenizi kolaylaştırır.

Duvara düşen bitki gölgesi
Yaklaşımlar farklı olabilir; ortak olan, dikkatle dinlenmiş olma hissidir.Fotoğraf: Unsplash

Dinlendiğinizi hissetmek

Hangi yaklaşımla çalışılırsa çalışılsın, terapinin seyrini etkileyen ortak bir etken vardır: terapötik ilişki. Terapistin sizi gerçekten dinlediğini, söylediklerinizi küçümsemeden ve yargılamadan karşıladığını hissetmeniz bu ilişkinin temelidir.

İlk görüşmelerden sonra kendinize şunları sorabilirsiniz: Konuşurken sözüm kesildi mi? Anlattıklarım hatırlandı mı? Bir şeye katılmadığımda bunu söyleyebildim mi? İlk seanslarda biraz gerginlik doğaldır; ama haftalar geçtiği hâlde anlaşılmadığınızı hissediyorsanız bunu dile getirmek de sürecin parçasıdır.

Dinlenmek, terapistin size hep hak vermesi demek değildir. Zaman zaman sizi zorlayan bir soru sorması ya da farklı bir bakış açısı önermesi de sürecin parçasıdır. Önemli olan, bunun saygıyla ve sizi anlamaya çalışarak yapılmasıdır.

Etik çerçeve

Psikologlar mesleklerini etik kurallar çerçevesinde yürütür. Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği; gizlilik, danışanın bilgilendirilmiş onamı, psikoloğun yetkin olduğu alanlarda çalışması ve danışanla terapi dışı ilişkilerden kaçınılması gibi ilkeleri tanımlar.

Bilgilendirilmiş onam, çalışmanın nasıl yürüyeceği, gizliliğin sınırları ve iptal koşulları hakkında baştan bilgi almanız demektir. Bu bilgilerle terapiye başlayıp başlamamaya siz karar verirsiniz. Bilgiler sözlü ya da yazılı olarak paylaşılabilir.

Gündelik pratikte bu ilkeler somut biçimde görünür. Terapistin gizliliği ve sınırlarını ilk görüşmede açıkça anlatması, sizinle arkadaşlık ya da iş ilişkisine girmemesi, kendi alanı dışında kalan bir konuda sizi başka bir meslektaşa yönlendirmesi bunlardan bazılarıdır. Başka danışanlarından tanınabilecek ayrıntılarla söz etmemesi de aynı özenin parçasıdır.

Bu sınırlar dijital ortamı da kapsar. Terapistin danışanlarıyla ilgili paylaşım yapmaması, size sosyal medyadan arkadaşlık isteği göndermemesi beklenir.

Uyarı işaretleri

Bazı ifadeler ve davranışlar dikkatli olmayı gerektirir. Bunlar tek başına her şeyi anlatmasa da sorgulanmayı hak eder:

  • Birkaç seansta her şeyin düzeleceğini söylemek ya da kesin sonuç sözü vermek
  • Gizliliği ve sınırlarını açıklamamak, sorduğunuzda geçiştirmek
  • Seans dışında kişisel bir yakınlık ya da arkadaşlık kurmaya çalışmak
  • Sizi suçlayan, küçümseyen ya da yaşadıklarınızı önemsizleştiren bir dil
  • Seanslarda kendi hayatından uzun uzun söz etmek
  • İhtiyaç olduğu hâlde sizi psikiyatrik değerlendirmeden uzak tutmak

Terapi bir süreçtir ve değişimin hızı kişiden kişiye farklıdır. Bu belirsizliği açıkça konuşabilmek, güvenilir bir terapi ilişkisinin parçasıdır. Bir terapistin “Bunu birlikte göreceğiz” demesi bir eksiklik değil, dürüstlüğün işaretidir.

Bu işaretlerden birini fark ettiğinizde, bunu terapistle konuşmak çoğu zaman ilk yoldur. Aldığınız cevap sizi rahatlatmıyorsa başka bir terapistle görüşebilir ya da meslek derneklerinin etik kurullarına danışabilirsiniz.

Pratik uyum

Terapi çoğu zaman haftada bir, aylarca süren bir düzendir. Bu yüzden pratik ayrıntılar sanıldığından daha belirleyicidir. Ofise ulaşım, seans saatlerinin iş ya da okul programınıza uyması ve sürdürülebilir bir bütçe, terapinin aksamadan devam edebilmesini doğrudan etkiler.

Ulaşım süresi küçük bir ayrıntı gibi görünse de haftalar içinde belirleyici olabilir. İşten çıkıp trafikte bir saat geçirdikten sonra seansa yetişmeye çalışmak kısa sürede yorucu bir hâl alır. Böyle bir durumda evinize ya da işinize yakın bir yer veya online görüşme seçeneği düşünülebilir.

Bu ayrıntıları baştan konuşmak, ileride yaşanabilecek aksaklıkların önüne geçer. İlk telefon görüşmesinde şu pratik soruları sormak yeterlidir:

  • Hangi gün ve saatlerde görüşme yapıyorsunuz?
  • Seanslar ne kadar sürüyor, ne sıklıkla yapılıyor?
  • Online görüşme seçeneğiniz var mı?
  • İptal ve erteleme koşullarınız nelerdir?

Bazı kişiler için terapistin cinsiyeti, yaşı ya da çift ve aile çalışmalarındaki deneyimi de belirleyicidir. Bunları bir tercih olarak dile getirmek yerindedir.

Karar vermek için zaman tanıyın

Size uygun kişiyi ilk telefon görüşmesinde bulmak zorunda değilsiniz. Bir ya da iki görüşmeden sonra ne hissettiğinizi izlemek, aklınıza takılanları sormak ve gerekirse başka biriyle de görüşmek olağandır. İlk görüşmelerin bir tanışma niteliği taşıdığını bilmek, karar verme baskısını azaltır.

Tavsiyeler de bir başlangıç noktası olabilir. Bir yakınınızın memnun kaldığı terapist size de uygun olabilir, olmayabilir de. Aynı unvan, eğitim ve uyum sorularını o kişi için de sormak yerinde olur.

Bu arayış yorucu olabilir. Yine de kendinizi güvende hissedeceğiniz bir terapi ilişkisi için ayırdığınız zaman, sonraki haftaların zeminini oluşturur.

Sık sorulanlar

Hayır. Eğitim ve unvan hakkında soru sormak danışanın doğal hakkıdır. Etik çerçevede çalışan bir psikolog bu soruları açıkça cevaplar.

Önce bunu terapistinizle konuşmayı deneyebilirsiniz; bu konuşma bazen ilişkiyi güçlendirir. Anlaşılmadığınızı hissetmeye devam ediyorsanız başka bir terapistle çalışmayı düşünmek olağandır.

Bu, yaşadığınız zorluğa ve ihtiyaçlarınıza göre değişir. İlk görüşmelerde terapistin önerdiği çalışma biçimini ve gerekçesini sormak, karar vermenize yardımcı olur.

Kaynaklar

  1. Türk Psikologlar Derneği, Etik Yönetmelik.
  2. Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlıkla İlgili Diğer Meslek Mensuplarının İş ve İş Tanımlarına Dair Yönetmelik, Resmî Gazete, 22 Mayıs 2014, sayı 29007.
  3. Norcross, J. C. ve Lambert, M. J. (Ed.) (2019). Psychotherapy Relationships That Work (3. baskı). Oxford University Press.

Klinik Psikolog Özlem Serpen

Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün ardından klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Kent Üniversitesi'nde tamamladı. Ağırlıklı olarak psikanalitik yaklaşımla; ergen, yetişkin, çift ve ailelerle çalışıyor. Hakkında