Terapiye başlamak: İlk görüşmede neler olur?

Özlem Serpen · Klinik Psikolog · Yayın tarihi: 11 Ekim 2026 · 4 dakikalık okumaKapak fotoğrafı: Unsplash
Pencere kenarında koltuk ve bitkilerle sakin bir oda

Kısa cevap

İlk görüşme, sizi terapiye getiren şeyi, bugünkü hayatınızı ve beklentilerinizi konuştuğunuz bir tanışmadır. Her şeyi anlatmanız gerekmez; neyi ne zaman paylaşacağınıza siz karar verirsiniz. Bu görüşmede seansların çerçevesi, gizlilik ve sınırları da konuşulur. Görüşmenin sonunda bu kişiyle çalışıp çalışamayacağınızı tartmak ve aklınıza takılanları sormak da sürecin doğal bir parçasıdır.

Kapıdan girmeden önce

Pek çok kişi ilk görüşmeden önceki günlerde içinden konuşmalar prova eder. Nereden başlayacağını, ağlarsa ne olacağını, anlattıklarının “yeterince önemli” sayılıp sayılmayacağını düşünür. Bu tedirginlik çok olağandır ve çoğu zaman görüşmenin ilk dakikalarında hafifler.

Bazı kişiler ise bu görüşmeyi aylarca erteler. “Bu kadarı herkesin başına geliyor” ya da “Benden çok daha zor durumda olanlar var” diye düşünmek sık rastlanan bir bekleme gerekçesidir. Oysa terapiye gelmek için belirli bir sıkıntı eşiğini aşmış olmak gerekmez.

İlk görüşme bir sınav değildir; doğru ya da yanlış cevabı yoktur. İki kişinin birbirini tanımaya başladığı, sizin de karşınızdakini tanıdığınız bir buluşmadır. Hazırlıklı gelmeniz gerekmez, ama aklınızdakileri telefonunuza birkaç not olarak yazmak isterseniz bu da işe yarayabilir.

İlk görüşmede neler sorulur?

Terapist sizi dinlerken bazı sorularla neler yaşadığınızı ve bunun hayatınızı nasıl etkilediğini anlamaya çalışır. Sorular bir form doldurur gibi sıralanmaz, konuşmanın akışı içinde gelir. Sık karşılaşılan başlıklardan bazıları şunlardır:

  • Sizi bugün buraya getiren ne, bu zorluk ne zamandır var?
  • Uyku, iştah, iş ya da okul gibi gündelik hayatınızda neler değişti?
  • Yakın ilişkileriniz, aileniz ve zor anlarda yanınızda olan insanlar
  • Bedensel sağlığınız ve son dönemde yaşadığınız büyük değişiklikler
  • Daha önce terapi ya da psikiyatrik destek aldınız mı, kullandığınız bir ilaç var mı?
  • Terapiden ne bekliyorsunuz, hayatınızda neyin değişmesini istersiniz?

Bu sorular sizi bir kategoriye yerleştirmek için değil, yaşadıklarınızı bağlamı içinde görmek için sorulur. Örneğin uykusuzluğun bir iş değişikliğiyle mi yoksa bir ayrılıkla mı başladığı, onu nasıl ele alacağınızı etkileyebilir.

Bazı sorulara o an cevap vermek istemeyebilirsiniz. “Bunu şimdilik konuşmak istemiyorum” demek de bir cevaptır ve saygıyla karşılanır.

Masada bir fincan kahve ve açık bir defter
İlk görüşmede amaç her şeyi anlatmak değil, konuşmaya bir yerden başlamaktır.Fotoğraf: Unsplash

Her şeyi anlatmak zorunda değilsiniz

Bazı insanlar ilk görüşmede bütün hikâyelerini bir kerede anlatmaları gerektiğini düşünür. Oysa güven zamanla kurulur. Çocukluğunuza, bir ilişkinin bittiği geceye ya da utandığınız bir ana ne zaman döneceğinize siz karar verirsiniz.

Terapistin ilk görüşmedeki işi sizi sıkıştırmak değil, anlatabildiğiniz kadarını dikkatle dinlemektir. Kimi zaman susmak, kelime aramak ya da “Nereden başlasam bilmiyorum” demek de konuşmanın parçasıdır. Hızı sizin belirlemeniz, ilerleyen haftalarda da işinize yarar.

Örneğin ilk görüşmeye iş yerindeki tükenmişlik için gelen biri, aylar sonra asıl yükün babasıyla ilişkisinde olduğunu fark edebilir. Bunu ilk günden bilmesi ya da anlatması gerekmez. Konular, güven arttıkça kendi sırasıyla ortaya çıkar.

Bazen de tersi olur: beklediğinizden fazlasını anlatır, eve dönerken “Neden bu kadar açıldım?” diye düşünürsünüz. Bu da olağandır. Bir sonraki görüşmede bu duyguyu dile getirmek, çalışmanın kendisinin bir parçası olabilir.

Çerçeve: aynı gün, aynı saat

İlk görüşmede seansların nasıl yürüyeceği de konuşulur. Bireysel seanslar genellikle 50 dakika sürer ve çoğunlukla haftada bir, aynı gün ve saatte yapılır. İptal ve erteleme koşulları da bu konuşmanın bir parçasıdır.

Bu düzen ilk bakışta resmî görünebilir. Ama her hafta aynı saatte aynı odada buluşmak, zor duyguların konuşulabileceği öngörülebilir bir alan yaratır. Anlatacak bir şeyiniz yokmuş gibi gelen haftalarda bile o saatin sizi beklediğini bilmek, terapiyi taşıyan şeylerden biridir.

Seansın başlangıç ve bitiş saatinin belli olması da bu güvenliğin parçasıdır. Zor bir konuyu açtığınızda, onun o saatin içinde kalacağını ve haftaya yeniden ele alınabileceğini bilirsiniz.

Görüşmelerin yüz yüze mi online mı yapılacağı da çerçevenin parçasıdır. İki biçim de aynı süre ve aynı gizlilik kurallarıyla yürür. Tatil ve bayram dönemlerindeki araların nasıl planlanacağı ise zamanla konuşulur.

Gizlilik ve sınırları

Terapide konuşulanlar gizlidir. Psikologların uyduğu etik kurallar hem gizliliği korumayı hem de gizliliğin sınırlarını baştan açıkça konuşmayı ister. Bu yüzden ilk görüşmede bu konunun gündeme gelmesi olağandır.

Bu sınırlar dardır. Sizin ya da bir başkasının hayatının ciddi bir tehlike altında olması, bir çocuğun istismar edildiğinden şüphelenilmesi gibi yasaların bildirim zorunluluğu getirdiği durumlar ve mahkeme kararları bunların başında gelir. Bunların dışında izniniz olmadan kimseyle, aile üyelerinizle bile bilgi paylaşılmaz.

Terapistin tuttuğu notlar da bu gizliliğin kapsamındadır. Bu notların nasıl saklandığını ve kimlerin erişebileceğini sormak hakkınızdır. Ergenlerle ya da çiftlerle yapılan çalışmalarda gizliliğin nasıl işleyeceği ayrıca konuşulur.

Terapiste soru sormak serbest

İlk görüşme yalnızca terapistin sizi tanıdığı bir saat değildir. Siz de karşınızdaki kişiyi tanımaya, nasıl çalıştığını anlamaya hakkınız var. Soru sormak bir güvensizlik işareti değil, sürece katılmanın bir biçimidir.

  • Hangi eğitimi aldınız, hangi yaklaşımla çalışıyorsunuz?
  • Benim yaşadıklarımla nasıl bir çalışma öngörüyorsunuz?
  • Seanslar ne sıklıkla olacak, süreç kabaca ne kadar sürebilir?
  • Bir seansı iptal etmem gerekirse ne olur?
  • Görüşmeler arasında size ulaşmam gerekirse nasıl bir yol izlemeliyim?

Her sorunun net bir cevabı olmayabilir. Örneğin terapinin ne kadar süreceği çoğu zaman ilk görüşmede bilinemez; ama terapistin bunu nasıl değerlendireceğini anlatabilmesi beklenir.

Sorularınızın nasıl karşılandığı da size bir şey anlatır. Açık, sakin ve sizi küçümsemeyen bir cevap, ilerideki zor konuşmaların nasıl geçebileceğine dair bir fikir verir. Bir soruyu sormaktan çekiniyorsanız, bu çekingenliği söylemek de konuşmayı başlatabilir.

Uyumu nasıl anlarsınız?

Farklı terapi yaklaşımları üzerine yapılan araştırmalar, hepsinde etkili olan ortak bir unsura işaret eder: danışan ile terapist arasında kurulan ilişki. Bu yüzden ilk görüşmeden sonra kendinize şunu sormak işe yarar: Dinlendiğimi, küçümsenmeden karşılandığımı hissettim mi?

İlk görüşmede rahatsız hissetmek her zaman uyumsuzluk anlamına gelmez; zor bir konuyu ilk kez yüksek sesle söylemek doğal olarak gerginlik yaratır. Birkaç görüşme sonra hâlâ anlaşılmadığınızı hissediyorsanız bunu terapistinizle konuşabilirsiniz. Bu konuşma bazen ilişkiyi güçlendirir, bazen de başka biriyle devam etmenin daha uygun olduğunu gösterir.

Uyum, terapistle her konuda hemfikir olmak ya da seanslardan hep iyi hissederek çıkmak demek değildir. Bazen bir görüşme sizi düşündürür, hatta bir süre huzursuz eder. Belirleyici olan, bu huzursuzluğu da konuşabileceğiniz bir ilişkinin kurulmasıdır.

İlk görüşmeden sonra hemen karar vermek zorunda değilsiniz. Birkaç gün ne hissettiğinizi izlemek, bir sonraki adımı kendiliğinden netleştirebilir.

Sık sorulanlar

Ağlamak terapi odasında sık karşılaşılan, olağan bir tepkidir. Kimse sizden hemen toparlanmanızı beklemez; duygunun gelip geçmesine zaman tanınır.

Hayır. İlk görüşme karşılıklı bir tanışmadır ve devam edip etmemeye siz karar verirsiniz. Kararsızsanız bunu terapistle açıkça konuşabilirsiniz.

Evet, ilk görüşme görüntülü olarak da yapılabilir. Bunun için sessiz, kesintisiz ve kimsenin sizi duymayacağı bir oda yeterlidir.

Kaynaklar

  1. Türk Psikologlar Derneği, Etik Yönetmelik.
  2. American Psychological Association (2017). Ethical Principles of Psychologists and Code of Conduct.
  3. Norcross, J. C. ve Lambert, M. J. (Ed.) (2019). Psychotherapy Relationships That Work (3. baskı). Oxford University Press.
  4. American Psychological Association, Understanding psychotherapy and how it works, bilgi notu.

Klinik Psikolog Özlem Serpen

Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün ardından klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Kent Üniversitesi'nde tamamladı. Ağırlıklı olarak psikanalitik yaklaşımla; ergen, yetişkin, çift ve ailelerle çalışıyor. Hakkında