Kısa cevap
Çiftlerde sessizlik her zaman ilgisizlik anlamına gelmez. Çoğu zaman bir taraf yakınlık için üstüne giderken diğeri bunalıp geri çekilir ve ikisinin tepkisi birbirini besler. Cezalandırmak için susmak ile sakinleşmek için ara istemek farklıdır: ikincisinde ne zaman dönüleceği söylenir. PACT yaklaşımına göre gerginliğin bedendeki işaretlerini ve küçük bağlantı çağrılarını fark etmek, bu döngüyü yumuşatmaya yardımcı olur.
Kapanan kapının iki tarafı
Akşam yemeğinden sonra bir şey söylenir, ses tonu sertleşir. Biri “Konuşalım” der, diğeri telefonuna eğilir ya da kalkıp yatak odasının kapısını kapatır. Kapının bir tarafında öfke ve çaresizlik, diğer tarafında yorgunluk ve bunalmışlık vardır.
Ertesi gün çoğu zaman sessiz geçer. Kahvaltı masasında kısa cümleler kurulur, kimse dünkü konuya dönmez. Konu kapanmış gibi görünür ama bir sonraki tartışmada kaldığı yerden açılır.
Bu sahne pek çok çiftin tanıdığı bir sahnedir. Dışarıdan bakınca biri ilgisiz, diğeri ısrarcı görünür. Oysa çoğu zaman iki taraf da aynı şeyi ister: kendini güvende hissetmek. Yalnızca oraya varmak için birbirine ters yönlerde hareket ederler.
Üstüne gitmek ve geri çekilmek
Çift araştırmalarında uzun zamandır bilinen bir döngü vardır: bir taraf konuşmak, çözmek, yakınlaşmak için üstüne gittikçe diğeri susar, konuyu değiştirir ya da uzaklaşır. Geri çekilme arttıkça ilk kişinin sesi yükselir, ses yükseldikçe geri çekilme de artar.
Üstüne giden taraf çoğu zaman kaygılıdır; sessizliği terk edilmek gibi yaşar. Geri çekilen taraf ise çoğu zaman umursamaz değil, bunalmıştır; tartışmanın büyüyeceğinden ya da yanlış bir şey söyleyeceğinden çekinir. İkisi de kendini korumaya çalışırken farkında olmadan diğerinin korkusunu büyütür. Bu tepkiler çoğu zaman kişinin erken ilişkilerinde öğrendiği korunma biçimleriyle de bağlantılıdır.
Bu döngüde kimin başlattığını bulmak çoğu zaman mümkün değildir. Biri “O sustuğu için bağırıyorum” der, diğeri “O bağırdığı için susuyorum”. İki cümle de kendi açısından doğrudur ve döngü tam da bu yüzden kendi kendini sürdürür.
Küsmek mi, alan istemek mi?
Her sessizlik aynı değildir. Bazen susmak, gerginliğin yükseldiği bir anda sakinleşmek için gereken aradır. Bazen de karşıdakini cezalandırmanın, onu belirsizlik içinde bırakmanın bir yoludur.
Aradaki farkı çoğu zaman susmanın kendisi değil, nasıl ilan edildiği belirler. “Şu an konuşursam kırıcı olacağım, yarım saat yürüyüp döneceğim, sonra konuşalım” demek bir alan isteğidir. Günlerce cevap vermemek, karşıdakini yokmuş gibi saymak ve bunun ne zaman biteceğini belirsiz bırakmak ise küsmektir.
Küsmenin bir bedeli vardır. Sessizliğin ne zaman biteceğini bilmemek karşı tarafta kaygıyı ve öfkeyi büyütür, çoğu zaman da bir sonraki kavganın zeminini hazırlar. Ara istemek ise iki tarafa da nefes alacak bir alan bırakır.
Alan istemenin bir dönüşü vardır. Ara ne kadar sürerse sürsün, ilişkiye geri dönüleceği baştan söylenir ve bu söz tutulur. Dönüldüğünde konuyu baştan tartışmak gerekmez; bazen “Az önce sertleştim” demek yeterli bir başlangıçtır.
PACT'e göre sessizliğin bedendeki karşılığı
PACT yaklaşımı, çatışmayı sözlerden önce bedende başlayan bir süreç olarak ele alır. Bir bakış, bir iç çekiş ya da sertleşen bir ses, sinir sistemini saniyeler içinde tehdit algısına geçirebilir. O anda kimi kişi saldırıya, kimi donmaya ya da kaçmaya yönelir.
Bu açıdan bakınca geri çekilen eşin sessizliği, çoğu zaman aşırı uyarılmış bir sinir sisteminin kendini toparlama çabasıdır. Stan Tatkin'e göre eşler birbirinin bu hâllerini tanıyıp birbirini yatıştırabildiklerinde ilişki ikisi için de güvenli bir liman olur. Amaç tartışmayı kazanmak değil, ikinizin de güvende kalmasıdır.
Bu yüzden PACT'te eşlerin birbirinin yüzünü, sesini ve bedenini okumayı öğrenmesi önemsenir. Eşinizin geri çekilmeden hemen önce sesinin alçaldığını ya da bakışlarını kaçırdığını fark etmek, gerginlik büyümeden ona yaklaşmayı mümkün kılar. Bu tanıma bir günde olmaz; birbirini gözlemleyerek ve sorarak zamanla gelişir.
Küçük bağlantı çağrıları
Mesafe çoğu zaman büyük kavgalarla değil, gün içinde fark edilmeyen küçük anlarla büyür. Çift araştırmacısı John Gottman bu anları “bağlantı çağrısı” olarak adlandırır: eşin dikkat, ilgi ya da yakınlık için uzattığı küçük bir el. Örneğin:
- Pencereden bakarken “Şu bulutlara bak” demek
- Gün ortasında “Toplantın nasıl geçti?” diye yazmak
- Mutfakta yanından geçerken omzuna dokunmak
- Akşam eve girince göz göze gelip birkaç saniye durmak
- Yatmadan önce “İyi geceler” demek için telefonu bir an bırakmak
Gottman, çağrılara verilen tepkileri üç yönde tarif eder: çağrıya dönmek, onu görmezden gelmek ya da ona karşı çıkmak. “Şu bulutlara bak” diyen eşe telefondan başını kaldırmadan “Hı” demek görmezden gelmektir. “Şimdi sırası mı?” diye çıkışmak ise karşı çıkmaktır.
Bu çağrılara dönmek, yani kısa da olsa karşılık vermek, ilişkide güven biriktirir. Çağrılar sürekli karşılıksız kalırsa taraflardan biri zamanla denemeyi bırakabilir. Uzun sessizlikler çoğu zaman, çağrı yapmaktan sessizce vazgeçmekle başlar.
Sessizliği konuşmaya çevirmek
Bu döngüyü kavganın ortasında değil, sakin bir anda konuşmak işe yarar. Her birinizin gerilim yükseldiğinde ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu anlatması, karşı tarafın davranışını başka bir gözle görmeyi sağlar. “Sen hep…” diye başlayan cümleler yerine kendi deneyiminizden söz etmek, karşı tarafın savunmaya geçmesini zorlaştırır.
Birlikte bir ara dili belirleyebilirsiniz: kısa bir cümle ya da bir işaret, “Şu an bunalıyorum, biraz ara verelim” anlamına gelsin. Arayı isteyen taraf ne zaman döneceğini söyler; diğer taraf da bu sürede peşinden gitmemeye çalışır. Böylece sessizlik bir terk ediliş değil, ortak bir mola olur.
Üstüne giden taraf için bu, sessizliği hemen doldurma isteğine bir süre dayanmak demektir. Geri çekilen taraf içinse ortadan kaybolmak yerine ne yaşadığını birkaç kelimeyle de olsa söylemek. İkisi de kolay değildir ve denedikçe öğrenilir.
Ne zaman destek almalı?
Sessizlikler haftalarca sürüyorsa, aynı döngü her konuşmada tekrar ediyorsa ya da ikinizden biri artık denemenin anlamsız olduğunu düşünmeye başladıysa bir çift terapistiyle görüşmek iyi olabilir. Çift terapisi, bu döngünün seans içinde nasıl ortaya çıktığını birlikte görmek ve yeni yollar denemek için bir alan sunar. PACT'e dayalı çalışmada bu anlar seansın içinde yavaşlatılır; eşler birbirine bakarak o an neler yaşadıklarını fark etmeye çalışır.
Sessizlik korkutmak ya da kontrol etmek için kullanılıyorsa ve ilişkide kendinizi güvende hissetmiyorsanız, bunu bir ruh sağlığı profesyoneliyle konuşmak önceliklidir. Sessizliğin ne anlattığını merak etmek ise çoğu zaman onu yeniden konuşmaya açmanın başlangıcıdır.
Sık sorulanlar
Her zaman değil. Geri çekilen taraf çoğu zaman bunalmış hisseder ve tartışmanın büyümesinden çekinir. Bunu sakin bir anda, suçlamadan sormak sessizliğin ne anlattığını anlamaya yardımcı olur.
Kısa ve açık olmak yardımcı olur: ne kadar ara istediğinizi ve ne zaman döneceğinizi söyleyin. “Yarım saat yürüyüp geleceğim, sonra konuşalım” gibi bir cümle, karşı tarafın terk edilmiş hissetmesini önler.
Eşiniz hazır değilse ilişkideki kendi payınızı anlamak için bireysel olarak başlayabilirsiniz. Çift terapisi ise iki tarafın da katıldığı durumlarda daha verimli ilerler.
Kaynaklar
- Tatkin, S. (2012). Wired for Love. New Harbinger.
- Christensen, A. ve Heavey, C. L. (1990). Gender and social structure in the demand/withdraw pattern of marital conflict. Journal of Personality and Social Psychology, 59(1), 73–81.
- Gottman, J. M. ve DeClaire, J. (2001). The Relationship Cure. Crown Publishers.

Klinik Psikolog Özlem Serpen
Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün ardından klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Kent Üniversitesi'nde tamamladı. Ağırlıklı olarak psikanalitik yaklaşımla; ergen, yetişkin, çift ve ailelerle çalışıyor. Hakkında