Aynı kavgayı neden tekrar tekrar yaşarız?

Özlem Serpen · Klinik Psikolog · Yayın tarihi: 11 Ekim 2026 · 4 dakikalık okumaKapak fotoğrafı: Unsplash
Gri bir kanepede yan yana oturan bir kadın ve bir erkek

Kısa cevap

Çiftler farklı konularda aynı kavgayı yaşar, çünkü tartışmayı büyüten şey çoğu zaman konunun kendisi değil, o anda birbirinin yanında güvende hissedememektir. PACT yaklaşımına göre bir ses tonu ya da bakış, sözler başlamadan sinir sistemini savunmaya geçirir. Bu tehdit tepkilerini tanımak, birbirini yatıştırmayı öğrenmek ve kavgadan sonra onarım yapmak, döngünün gücünü azaltır.

Konu değişir, his aynı kalır

Bir akşam bulaşık yüzünden başlar, ertesi hafta pazar günkü aile ziyareti yüzünden. Bir ay sonra konu para olur. Başlıklar değişir ama kavganın gidişatı tanıdıktır: aynı cümleler, yükselen aynı ses, biri odadan çıkarken diğerinin arkasından söylediği aynı söz.

Bu tekrarın altında genellikle tek bir his yatar: duyulmamak, önemsenmemek, yalnız bırakılmak ya da sürekli eleştirilmek. Konu, yalnızca o hissin içeri girdiği kapıdır. Bu yüzden bulaşık meselesi “çözülse” bile kavga bir süre sonra başka bir kapıdan yeniden girer.

Tartışma sırasında ikiniz de haklı olduğunuzu kanıtlamaya çalışırken asıl söylenmek istenen geri planda kalır. “Bulaşığı yine bana bıraktın” cümlesinin içinde “Yükümü görmüyorsun” diyen biri saklıdır. Kavga bu ikinci cümle duyulana kadar farklı kılıklarda geri gelir.

Kavga sözlerden önce bedende başlar

Stan Tatkin'in geliştirdiği PACT (psikobiyolojik çift terapisi) yaklaşımı, çatışmaya sinir sistemi açısından bakar. Sinir sistemimiz çevreyi sürekli tehlike işaretleri için tarar ve bunu bilinçli düşünceden çok daha hızlı yapar. Partnerinizin kaşlarını çatması, telefondan başını kaldırmadan verdiği cevap ya da sesindeki küçük bir sertlik, siz daha ne olduğunu adlandırmadan bedeninizi alarma geçirebilir.

Alarm anında kalp hızlanır, kaslar gerilir, yüzler ve sesler olduğundan daha düşmanca algılanmaya başlar. Tatkin, böyle anlarda hızlı ve otomatik tepki veren sistemlerin öne geçtiğini, sakin düşünme ve empati kurma kapasitesinin geri çekildiğini anlatır. O noktada konuşulan şey artık bulaşık değildir; iki sinir sistemi birbirinden korunmaya çalışmaktadır.

Bu yüzden kavganın ortasında “Sakin ol” demek pek işe yaramaz; yangını büyüttüğü bile olur. Alarm durumundaki bir beden önce güvende olduğuna dair işaret arar: yumuşayan bir ses, yavaşlayan bir tempo, uzanan bir el. Sözler ancak bu işaretler alındıktan sonra yeniden anlam kazanır.

Dokulu bir duvara düşen yaprak gölgeleri
Bir bakış ya da ses tonu, sözler başlamadan sinir sistemine ulaşır.Fotoğraf: Unsplash

Neden hep aynı noktada kilitleniriz?

Her birimiz yakın ilişkilere, erken yaşlarda öğrendiğimiz bir bağlanma biçimiyle geliriz. Kimimiz gerginlik yükseldiğinde yaklaşmak, konuşup hemen çözmek ister. Kimimiz ise geri çekilip bir süre yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Bu iki ihtiyaç birbirine çarptığında tanıdık bir döngü kurulur:

  • Biri “Konuşalım” diye üsteledikçe diğeri susar ya da odadan çıkar.
  • Susan taraf kendini sıkıştırılmış, üsteleyen taraf terk edilmiş hisseder.
  • Her biri diğerinin tepkisini kendi davranışının sebebi olarak görür.
  • Ses yükselir ya da tam tersine evin içine buz gibi bir sessizlik çöker.

Döngü kendi kendini besler ve içinde bir “kötü” taraf bulmak zordur. İki kişi de kendini korumak için bildiği, ona bir zamanlar işe yaramış yolu kullanır.

Tartışmanın ortasında ne yapılabilir?

Kavga sürerken bedeninize dönmek, ne söyleyeceğinizi düşünmekten daha çok işe yarayabilir. Çenenizin kasıldığını, nefesinizin sığlaştığını ya da sesinizin yükseldiğini fark etmek, alarmın çaldığını anlamanın bir yoludur. Aynı işaretleri partnerinizde gördüğünüzde, onun sözlerinin bir kısmının da bu alarmdan geldiğini hatırlayabilirsiniz.

PACT'te zor konuşmaların yüz yüze ve birbirinize yakın oturarak yapılması önerilir. Yüzdeki küçük değişimleri görmek yanlış okumaları azaltır, karşınızdakinin gerçekte ne hissettiğini anlamayı kolaylaştırır. Mesajlaşırken, telefonda ya da araba kullanırken başlayan tartışmaların kolayca tırmanmasının bir nedeni de budur: yüzü göremediğimizde boşluğu kendi korkularımızla doldururuz.

Birbirinizin güvenli limanı olmak

Tatkin'in Wired for Love adlı kitabındaki temel fikirlerden biri, çiftlerin birbirinin “güvenli limanı” olabileceğidir. Güvenli liman, dünyanın yükünden sığındığınız ve yanında sakinleştiğiniz kişidir. Bu yaklaşımda ilişki iki kişinin ortak sorumluluğu sayılır; ikisi de zor anlarda birbirini kollamayı öncelik hâline getirir.

Bu fikir, bağlanma kuramındaki “güvenli üs” kavramıyla yakından ilişkilidir. Çocuk, ebeveyninin yanında güvende hissettiğinde dünyaya açılmaya cesaret eder. Yetişkinler de güvendikleri bir partnerin yanında daha sakin, daha esnek ve daha cömert olabilir.

Bunun için partnerinizi iyi tanımanız gerekir: onu neyin gerdiğini, neyin yatıştırdığını bilmek. Biri için omuza konan bir el yeterlidir, bir başkası önce birkaç dakika sessizlik ister. Sabah evden çıkarken ve akşam eve dönerken yaşanan kısa ama gerçek bir karşılaşma, göz göze bakmak ya da sarılmak, bu tanışıklığı gündelik hayatın içine yerleştirir.

Kavgadan sonra onarım

Kavgasız ilişki yoktur. PACT açısından belirleyici olan, kavgadan sonra ne olduğudur. Tatkin onarımın geciktikçe zorlaştığını vurgular: kırgınlık saatlerce, hatta günlerce ortada kaldığında bir sonraki tartışmanın zemini de hazırlanmış olur. Onarım için şunlar yardımcı olabilir:

  • Sakin bir anda ortak bir mola sözcüğü belirlemek ve molanın ne kadar süreceğini önceden konuşmak
  • Döndüğünüzde kimin haklı olduğunu değil, ikinizin neye ihtiyaç duyduğunu konuşmak
  • Kendi niyetinizi savunmadan önce karşınızdakinin incindiğini kabul etmek
  • Gerektiğinde kısa ve sade bir özür: “Seni kırdım, üzgünüm.”

Mola, kavgadan kaçmak anlamına gelmez. İki sinir sisteminin yeniden sakinleşmesi ve konuşmanın ilişkiyi koruyarak sürebilmesi için verilen bir aradır. Önemli olan, sözleştiğiniz saatte gerçekten konuya geri dönmektir.

Onarım her zaman uzun bir konuşma gerektirmez. Bazen bir fincan çay uzatmak, yan yana oturup el tutmak ya da yarım kalan bir şakayı tamamlamak “Biz hâlâ aynı taraftayız” mesajını taşır. Yeter ki bu mesaj karşı tarafa gerçekten ulaşsın.

Ne zaman destek almalı?

Aynı kavganın giderek sıklaştığını, onarımın artık kendiliğinden gelmediğini ya da birbirinizden duygusal olarak uzaklaştığınızı fark ediyorsanız bir çift terapistiyle görüşmek iyi olabilir. İçinden çıkılamayan bir döngü, dışarıdan bakan birinin eşliğinde daha görünür hâle gelebilir. Kavgalar korkutma, tehdit ya da fiziksel şiddet içeriyorsa öncelik her iki tarafın güvenliğidir; böyle bir durumda bireysel destek de gerekir.

PACT ile çalışırken yalnızca geçmişi konuşmayız. Zaman zaman zor bir konuyu seansta açar, döngünün nasıl başladığını ve kimin bedeninde neyin değiştiğini yavaşlatarak birlikte izler, yeni yolları orada deneriz. Kimin haklı olduğu sorusu bir kenarda durur; ilgilendiğimiz, ikinizin de güvende hissedebildiği bir ilişkinin nasıl kurulacağıdır.

Sık sorulanlar

PACT çalışmaları genellikle iki partnerin birlikte katıldığı seanslarla ilerler. Taraflardan biri henüz hazır değilse bireysel görüşmeler de ilişkideki örüntüleri anlamak için bir alan sunar.

Her zaman değil. Kavgalar her ilişkide olur; asıl önemli olan kavganın nasıl yürüdüğü ve ardından onarımın yapılıp yapılamadığıdır.

Önceden konuşulmuş ve dönüş zamanı belli bir mola, konuyu ertelemek değil, konuşmayı mümkün kılmaktır. Belirleyici olan, molanın ardından gerçekten konuya geri dönebilmektir.

Kaynaklar

  1. Tatkin, S. (2012). Wired for Love. New Harbinger Publications.
  2. Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.
  3. PACT Institute, yaklaşım hakkında genel bilgi.

Klinik Psikolog Özlem Serpen

Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün ardından klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Kent Üniversitesi'nde tamamladı. Ağırlıklı olarak psikanalitik yaklaşımla; ergen, yetişkin, çift ve ailelerle çalışıyor. Hakkında